Estetik Kaygısı Nedir? İnsanlar Neden Tek Tip Olmaya Başladı?

Estetik şimdiden değil, yüzyıllardır zaten süregelen ve kadınlarda özellikle ön planda olan ama zamanla değişen de bir kavram

13 Ağustos 2026128 görüntülenme1 beğeni

Estetik şimdiden değil, yüzyıllardır zaten süregelen ve kadınlarda özellikle ön planda olan ama zamanla değişen de bir kavram. Bir zamanlar şişman kadın zenginlik ve güzellik iken, şimdi ne kadar zayıfsa o kadar zengin ve o kadar güzel gibi imajlar değişebiliyor. Buna bağlı olarak da bu estetik kaygısı dediğimiz; hep aynı tip olma, hep aynı standartlarda olma isteği ile birlikte giderek artan bu işlemlerle uğraşmaları... Yani bir Michael Jackson'ın bile kaç ameliyat geçirdiğini biliyoruz. O, dismorfofobiye, vücut dismorfik bozukluğuna gidiyor. Ama burada asıl önemli olan, bir plastik cerrahiye gittiğinde veya estetiğe, dermatoloğa gittiğinde bir resimle gidiyor gençler; "Beni bunun gibi yap."


Aslında orada istediği onun gibi olmak değil, onun güzellikle belki başka nedenlerle olduğu kişiliğinde olmak. Ama bu sefer ne oluyor? Burnunu küçültüyor, burnu küçültünce dudak büyüyor, dudağı küçültüyor veya büyütüyor; o zaman yanaklar derken derken bu bir bağımlılık haline gelebiliyor.


Bunun altındaki neden de aslında bir özgüven eksikliği oluyor. Yani üretemeyen kişi, herhangi bir şey üretemeyen kişilerde de güzellikle birlikte bazı şeylerin elde edilebileceği düşünülüyor. Evet, gerçekten bir iş alımında bile ilk güzel olan kişiler ön plana geliyor ama bu 16 saniye sonra standartlaşıyor. Yani aklında ne varsa, bilgin, kültürün neyse onunla devam ediyor.


Anaokulundaki çocuklarda bile başta güzel olanlar daha ilgi görüyormuş gibi oluyor. Ama sonrasında o çocuğun sevimliliği, ahlakı, akıllılığı ön plana geçiyor. Şimdi bunun bir de tabii ki insanın toplumumuzda düzenli olması, kendine bakması; bunlar güzel bir şey. Ama belli bir yaşa gelip kendinden çıkan estetik ameliyatlarına girip sonra da beğenmemesi sakıncalı bir durum.


Bir de vücut dismorfik bozukluğu dediğimiz ya da dismorfofobi dediğimiz bir hastalık da var. Burada aslında %3 görünüyor; kişi kendini, bir kusuru, olmayan bir kusuru varmış gibi görüyor ya da küçük bir kusuru fazla abartıyor. Mesela sizin göremediğiniz bir kemeri çok büyük görüp defalarca ameliyat olabiliyor. Ameliyat olmadan önce dışarı çıkmıyor, eve kapatıyor; sürekli bir şeyler sürüyor, belli bir pozisyonda geziyor gibi şeyler oluşabiliyor. İşlevselliği bozuluyor, okula gitmiyor, işe gitmiyor bu kişiler ve sürekli estetik operasyonlarla... Aslında yapılan her estetikten sonra da onun bir izi kalıp daha kötü sonuçlara yol açabiliyor. Bunun temelinde biraz önce dediğimiz gibi bir özgüven kaybıyla ilişkili; kendini beğenmeme, özgüven kaybıyla meydana geliyor.


Ben hani şunu da demek istemiyorum; mesela çok kemerli bir burnu vardır, çocukken akran zorbalığına uğramıştır, buna bağlı psikolojisi bozulmuştur; tabii ki yapılabilir. Benim söylemek istediğim; hani keşke bu ameliyatlardan önce kişinin psikolojik yapısı gerçekten bunu istiyor mu, kaldırabilecek mi? O estetik kaygısının kökeninde ne var, o araştırılsın ve yapılsa daha uygun olacağını düşünüyorum.


Sosyal medyayı bırakın, aslında bu bir pazarlama stratejisi. Hani şunu düşünün; Barbie bebekler, Ken bebekler vardı ve herkes o dönemde ayna oldu zaten. Yani çocukların bebeklerde gördükleri şeylerden dolayı işte, "Niye benim saçım sarı değil?" diye ağlayan çok fazla çocuk biliyorum. "Niye benim gözüm mavi değil, niye saçım sarı değil?" diye... Daha sonra sosyal medya, bu influencer'lar vesaireler gelişince herkes dikkat edin, tek tip olmaya başladı. Yani bir kişilik yok, bir kendine haslık yok. İşte dudaklar aynı, kirpikler aynı vesairelerle; orada biraz önce dediğim gibi işte, "Kim Kardashian gibi olmak istiyorum, benim oramı şuramı ona benzet" diyor.


Aslında Kim Kardashian gibi olmak istemiyor, Kim Kardashian'ın sağladığı şeyleri sağlamak istiyor; o da meşhur olmak istiyor, o da ön planda olmak istiyor ama bu yolla bir üretkenlik olmuyor. Atatürk'ün çok çok sevdiğim bir lafı var, özellikle kadınlarda daha fazla görüldüğü için söylüyorum; "Güzellik faziletle, bilgiyle, erdemle olur" diye bir sözü var. Yani üretkenlik olmadan, altı boş bir yapı her zaman patlamaya müsaittir ve patlar.



Yorumlar

Oturum kontrol ediliyor…

Yorumlar yükleniyor…

Prof. Dr. Hatice Özyıldız Güz ile görüşün

Görüntülü veya fiziki randevu alın.